Sanal gerçeklik denilince ilk aklınıza gelen nedir?

Kocaman gözlükleri ile bulundukları yerden bambaşka bir mevkide gibi hareket eden insanlar mı? Yoksa bir neslin sanal gerçeklik ile tanışmasına aracılık eden The Matrix mi? Eğer bunlardan biriyse, sanal gerçeklik (virtual reality) ile merak ettiğiniz çok fazla nokta olduğunu tahmin ediyoruz. Bu yazımızda, bu konu ile ilgili merak ettiğiniz noktaları açıklamaya çalıştık. Keyifli okumalar!

Sanal gerçeklik, kullanıcıların kendilerini bulundukları ortamdan farklı bir yerde hissedecekleri, dahası farklı bir ortamı 3 boyutlu olarak deneyimleyecekleri bir teknolojidir. Kullanıcılar bu farklı ortamı deneyimlemek için gözlük, kask gibi aparatlar kullanırlar. Kavram kökeninde “gerçeklik” kelimesinin kullanılması tesadüf değil. Çünkü sanal gerçeklik teknolojisi ile yaratılmış ortama giren kullanıcu, gerçekte bulunduğu ortamdan tam anlamıyla kopuyor ve kullanıcının o anki gerçekliği, gözlük ya da kask ile girmiş olduğu yeni ortam haline geliyor. Sanal gerçeklik gözlüğü ile girilen yeni ortamın kusursuz olarak tasarlanması oldukça önemli. Eğer VR (virtual reality) ortamı doğru kurgulanmazsa, kullanıcı gerçeklikten kopma hissini yaşayamaz ve bu durumda sanal gerçekliğin standart bir bilgisayar oyunundan farkı kalmaz. Bu noktada ilk verdiğimiz örnek bilgisayar oyunu oldu, çünkü VR’ın oyun sektöründeki kullanım alanı oldukça geniş. Steam gibi oyun platformlarında da artık ayrı bir VR kategorisi bulunuyor. Teknolojinin gelişimi ile birlikte sanal gerçekliğin, standart bilgisayar oyunlarının yerini alması bekleniyor. Öyle ki günümüzde çekilen bilimkurgu filmlerinde bile bu konu sıklıkla işleniyor. Steven Spielberg’ün 2018 yılında vizyona giren “Ready Player One” filmi, sanal gerçeklik konulu filmlere örnek olarak verilebilir.

Sanal gerçeklik ortamları kendi içlerinde belli başlı kategorilere ayrılır. Bu kategoriler, gerçeklik hissinin yoğunluğuna göre belirlenir. Sanal gerçeklik ortamı kategorileri şu şekildedir:

  • Kısmi Katılımlı Ortamlar: Kısmi katılımlı ortamlar, adından da anlaşılabileceği gibi, kullanıcının sanal olarak yaratılmış ortama kısmi olarak katılması anlamına gelir. Bu kategoride kullanıcı gerçek dünyadan tamamen koptuğunu hissetmez. Uçuş simülatörleri bu kategori içerisindedir. Kullanıcının herhangi bir kask ya da sanal gerçeklik gözlüğü kullanmasına gerek yoktur.
  • Tam Katılımlı Ortamlar: Türkçe ismi Tam Katılımlı Ortamlar olan bu kategorinin orijinal ismi “Computer Assisted Virtual Environment”; yani CAVE’dir. Bu kategoride kullanıcı içinde bulunduğu gerçeklikten tamamen kopar. CAVE’de kullanıcının tüm duyu organlarına hitap edilmesi amaçlanır. Ses, görüntü ve dokunma duyuları ile tam bir gerçeklik deneyimi yaşayan kullanıcı için bu kategori en keyifli VR şekillerinden biridir.
  • Çoklu Katılımlı Ortamlar: Bu kategoride geniş bir sanal gerçeklik evreni vardır. Birçok kullanıcı bu evrende birbirleriyle etkileşime girebilir. Oyun dışında çoklu katılımlı eğitim gibi aktivitelerde de kullanılabilir.

Teknoloji geliştikçe, sanal gerçeklik de her geçen gün gelişiyor ve değişiyor. Geçmiş dönemlerde kullanılan VR araçları son derece konforsuz ve pahalıyken, günümüzde bunlar daha rahat, kolay ulaşılabilir ve uygun fiyatlı duruma geldi. Sony, Google, Samsung gibi kuruluşların bu alanda sürekli AR-GE çalışmaları yapmaları da sanal gerçekliğin yakın gelecekte çok daha yoğun şekilde kullanılacağını gösteriyor.

Sanal gerçekliğin sadece oyun sektöründe değil; eğitim, tıp, spor ve hatta inşaat gibi alanlarda da kullanılması gerekiyor. İnşaat sektörüne örnek olarak, bir evi daha inşa edilmeden önce gezme imkanından söz edebiliriz. Farklı sektörlerden örnek vermek gerekirse sanal mağazalarda kıyafet satışlarından, seyahat sektöründe gidilmek istenen ülkenin önce sanal gerçeklikle ziyaret edilmesinden ya da müzelerde düzenlenen sanal turlardan söz edebiliriz.

5
Sending
User Review
0 (0 votes)

Yorum Bırakın